en iyi bahis siteleri
    ŞANSIN TOKYAY

    Hayatımda her zaman tek hedefim var; her gün bir öncekinden az ya da çok daha iyi olduğumu hissetmek.

     

    ”VAR sistemi 4 olayda devreye girer. Goller, penaltı kararları, yanlış oyuncuya kart verilmesi ve direkt kırmızı kartlar. Bu konular haricindeki diğer tüm kararlarda hakem sahada kendi kararına güvenir. Doksan dakika boyunca hakem belki doksan tane karar verir ama VAR hakemi belki bir belki iki kere, söylediğim başlıklar altında major bir sıkıntı gördüğünde müdahale eder. Bence VAR futbolun doğasına asla zarar vermiyorr, aksine ben VAR’ı destekliyor ve hem sahadaki hakemlere hem de geniş resimde futbola büyük bir hizmet sağladığını düşünüyorum. Henüz 5. senesinde olan bir uygulama…Zamanla futbolun tartışılan unsuru değil, herkes tarafından kabul görmüş doğal bir parçası olacağına inanıyorum.”

     
    kazansana giriş
    Öncelikle röportaj talebimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Başkent Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü mezunusunuz. Alanınızla ilgili olmasına karşın yolunuz spikerlikle nasıl kesişti bu süreci bizlere detaylı olarak anlatır mısınız?

    -Ne demek… Ben de size Akademi Futbol Dergisi olarak çıktığınız bu yeni yolda başarılar dilerim. Evet söylediğiniz gibi spikerlik mesleğine başlamadan yıllar önce, tam olarak 17 yaşındayken üniversite tercihimi yaparak bu yola girdim aslında. Başkent Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü tamamladıktan hemen sonra ODTÜ’de Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisansına başladım ve 2 sene de o sürdü. Yüksek lisansım sürerken Ankara’da Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk eğitimi de aldım. Ardından İstanbul’a geldim. Benim gibi İstanbul’u pek bilmeyen bir Ankaralı için İstanbulda sıfırdan bir kariyer inşaa etmek kolay görünmüyordu tabii… 2012 yılında Survivor yarışmasına katıldım. Aslına bakarsan benim yapıma pek uygun bir yarışma değildi, zaten pek başarılı olduğum da söylenemez. 5. haftada elendim… 🙂 O yıl Dominik Cumhuriyeti’nde Acun Ilıcalı ile beraber yarışmanın sunuculuğunu Burcu Esmersoy yapıyordu. Kendisi ile tanıştık ve eğitimim, basketbol geçmişim ve kariyerim ile ilgili yapmak istediklerim konularında konuştuk… O benim spor spikeri olarak başarılı olacağıma inandı ve beni NTV Spor’a önerdi. Ben de onun yüzünü kara çıkarmadım… NTV Spor’da Fuat Akdağ 7 ay kadar benim mesleği iyice öğrenmem konusunda her türlü desteği bana verdi. Ercan Taner, rahmetli Emre Gönlüşen bana dersler verdiler. Yalnız ben ekrana çıkmaya hazır hale gelince NTV Spor’da kalamadım çünkü o dönem kanalda spiker açığı yoktu. Ben de başka kanallara başvurular yaptım. Bana ekran verme konusunda ilk güvenen ise 2012’nin Ekim ayında Beşiktaş TV oldu…

     

    2012 yılında Beşiktaş TV’de çalışmaya başladınız. Tamamıyla spor odaklı olmayı tercih ettiniz. O günden bu tarafa baktığımızda spor servisi mi çok daha etkili sizin için yoksa farklı alanlar mı?

    -Beşiktaş TV’de çalışmaya başlamadan önce de, yani NTV Spor kanalı çatısı altında işi öğrenirken de aklımda spor dışında bir yol yoktu açıkçası. İlerlediğim alanda daha iyi olmak istiyordum sadece. Spor spikerliğini hiçbir zaman bir basamak olarak görmedim. Zaten ben ve benim gibi yıllardır bu mesleğe baş koymuş sayılı meslektaşım bu özelliğimizle farkımızı belli ediyoruz bence. Benim için her zaman spor vardı… TED Ankara Koleji’nde okurken okul takımında basketbol oynuyordum ve bu sporu hem iyi bildiğim hem de çok sevdiğim için basketbol yayınlarının gönlümde ayrı bir yeri olmuştur her zaman. Futbola gelince o hepimizin sevdası değilmi zaten… 🙂

    En büyük hayaliniz spiker olmak mıydı ve bu sektörde hedeflediğiniz noktalar nelerdir?

    -Aslına bakarsan ben pek hayal kuran bir insan değilimdir. İyi olduğum şeyleri bulup onlar üzerinde çok çalışıp
    daha iyi olmayı hedefleyerek yaşıyorum hayatımı
    sanırım. Sektörde demeyelim sadece genel olarak tüm hayatımda her zaman tek hedefim her gün bir öncekinden, az ya da çok, daha iyi olduğumu hissetmek

     

    2021 yılından beri Doğuş Yayın Grubu bünyesindesiniz. NTV Spor hayatınızda neleri değiştirdi?

    -NTV Spor benim hayatımı 2012 yılında buraya ilk adım attığımda değiştirdi… Mesleği burada öğrendim, sektörle burada tanıştım… Yani kalbimin en özel yerindedir her zaman NTV Spor. Şimdi de NTV’de spor spikeri olarak elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum..

     

     Klasik bir soru olacak ama hangi takım taraftarısınız ?

    -Klasik bir soru ama bizler için yanıtlaması bir o kadar da zor. Ben de ülkemizin çoğunluğu gibi üç büyüklerden birine küçük yaşlarımdan beri manen bağlıyım ancak tuttuğum takımı böyle direkt söylemek ne kadar doğru bilmiyorum… Yanlış yorumlamalar olabiliyor. Örneğin tutmadığım bir takımla ilgili yayınlarda iyi bir şey söylediğimde bir bakıyorum o takımın tarafını tutmakla itham edliyorum. Düşünsene bir de tuttuğum takımı direkt söylesem diğer takımlarla ilgili yorum yaparken nasıl topa tutulurum.

     

    Futbola olan ilginiz hangi boyutta ve mesleğiniz gereği bir maç izlerken not alır mısınız veya hayatınızda bu tarz bir arşiviniz
    var mı?

    – Lise yıllarında fark ettim futbolu çok sevdiğimi… O zamanlar tabii sadece kendi desteklediğim takımın maçlarını izliyordum ama sonra futbol bende bağımlılığa dönüştü. 🙂 Not alma konusu da şöyle, eğer izlediğim maçla ilgili bir yayınım varsa mutlaka not alırım çünkü çok fazla maç izliyorum ve karıştırabiliyorum bazen olayları birbirine… Eğer özellikle o maçla ilgili bir yayınım yoksa not alma alışkanlığım yok… Arşivim de yok hayır hiç aklıma gelmemişti ama iyi fikirmiş…

     

    Spor dışında biz sizleri Survivor Şansın Tokyay olarak tanıdık? Biraz bu süreci bizlere anlatır mısınız? Hayatınıza Survivor neler kattı?

    -Hayatıma parayla satın alınamayacak deneyimler kattığı kesin. 5 hafta uzun bir zaman değil ama öyle yoğun bir süreçti ki çok şey gördüm, çok şey öğrendim diyebilirim. Bu bahsettiklerim şu an duygu boyutunda zihnimde kaldı… Yani olay olay anlatamayacağım ancak o dönemde, o yarışmada hissettiğim tüm duyguları anımsıyorum iyisiyle kötüsüyle…

    Kadınların futbola olan ilgilisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Avrupa ile kıyasladığımızda neler söylersiniz?

    – Aslında benim çevremdeki tüm kadınlar futbolla ilgili biliyor musun… Bu benim seçtiğim arkadaş çevresiyle de ilgili olabilir diye düşündüm şimdi… Öte yandan genelleyecek olursak tabii ki kadınların futbola ilgisi erkeklere nazaran çok düşük.

     NTV Spor ailesi içerisinde muhabirleri bu kategoriye dahil etmezsek tek kadın spikersiniz. Avantajları ve dezavantajları hakkında neler söylemek istersiniz?
    – NTV Spor ailesinin tek kadın spikeriyim evet ama bunun bence bir avantajı ya da dezavantajı yok. Bizim spor servisimizde pozitif ya da negatif herhangi bir ayrımcılıkyok. Bu noktada da krediyi çok iyi bir yönetici olan Nebil Evren’e veriyorum tabii ki…

    Sektör itibarıyla iyi bir tecrübeye sahipsiniz. Bu tecrübelerinizi aktarmak istiyormusunuz ve spikerliğie olan ilgili nasıl değerlendiriyorsunuz?

    -Tecrübelerimi öğrenmek isteyenlere aktarmaktan büyük mutluluk duyarım tabii ki… Ancak son dönemde gözlemlediğim şöyle bir durum var ki bu işe başlamak isteyen ya da bir şekilde başlama şansı bulan spiker adayları tecrübelerden faydalanmaktan çok spiker taklidi yapmak yoluyla ilerlemeye çalışıyor. Spikerliğe ilgi var evet ama bunun sadece ekran önünde olmak ya da popüler olmaya olan ilgiyle karıştırıldığını düşünüyorum. Bu yüzden bizleri taklit ederlerse bizim olduğumuz noktada olabileceklerini düşündüklerini fark ediyorum. Tabii ki ekran önünde olabilirler, belli bir süreliğine popüler de olabilirler ama bu maalesef suni bir durumdur. Tuğla ile inşaa ettiğiniz bir ev ile, karton ile oluşturduğunuz ev görüntüsünde bir yapı aynı olabilir mi?

     

    ”Türk Milli Takımı tarihinin münferit olarak değerlendirdiğinizde belki de en kaliteli kadrolarından biri şu anda derlenebiliyorken, bu vasat ilerleyişi anlamakta güçlük çekiyorum”

     

     Ligimizde yavaş yavaş hava ısınmaya başladı. Genel olarak bir değerledirme yapsanız neler söylersiniz?

    – Üç büyüklerden başlayacak olursak; öncelikle Fenerbahçe’nin oynadığı futbolu ve Jorge Jesus’u çok beğeniyorum. Galatasaray’ın bizim röportaj yaptığımız şu dönemde gol yollarında ciddi sıkıntısı var. Beşiktaş’ta da bir ‘b planı’ eksiği olduğunu düşünmemek elde değil. Son şampiyon Trabzonspor’u ve Abdullah Avcı’yı sonsuz takdir ediyorum ve ben de çoğu futbolsever gibi Abdullah Avcı’nın işaret ettiği Kasım ayını bekliyorum şu günlerde; rekabetin kızışacağı kesin. Geçen seneden üst basamaklarda görmeye alıştığımız zirve takipçisi Konyaspor yine oralarda… Şu günlerde lider Adana Demirspor da muhteşem ilerliyor. Ligimiz sürprizlere gebe, güzel bir sezon oluyor..

     

     Ligimizde ayrıca yerli-yabancı sayısı çok fazla tartışılıyor. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?
    – Yabancı oyuncu kısıtlamasının Türk oyuncuların gelişimini engelleyeceğine inanmıyorum. Bence Türk oyuncunun gelişimini engelleyecek (oyuncunun kendi kendini sabote etmesi, iyi çalışmaması, kendine inanmaması vb dışında) en önemli faktör altyapı düzeyindeki tesis eksiklikleri ya da verilen eğitim düzeyinin yeterli olmayışı olabilir. Yabancı oyuncu kısıtlamasının Türk oyuncuya garanti forma şansı sağlaması noktasında, oyuncunun gelişimi ya da kendini daha yukarılara taşıması için engel dahi teşkil edebileceğine inanıyorum.

     

     Hayatınızda unutamadığınız röportajınız hangisi?
    – 2013 yılında olması lazım, Tutku Açık’ı bir programımda ağırlamıştım Beşiktaş TV’de. Ben TED Ankara Koleji’nde ortaokulda öğrenciyken Tutku TED Ankara Koleji Basketbol A Takımı (o dönemki ismiyle Mydonose Kolejliler) oyuncusuydu. Ben de okul takımında oynuyordum. Çok beğeniyordum Tutku Açık’ın yeteneğini. Kendimde pek yetenek olmadığını da fark ettiğim yaşlar tabii. Sonra ben basketbolu bıraktım, aradan yıllar geçti ve çocukken hayranı olduğum Tutku’yu programımda ağırlama fırsatım oldu. Sonrasında bir çok hayranlık duyduğum sporcuyla yayın yaptım ama o yayını unutmam imkansız tabii çünkü ilk defa yaşadığım bir heyecandı. Birkaç sene Petar Naumoski’yi Basketbol Havası’nda ağırladığımda da benzer bir heyecan hissetmiştim ama şimdi düşününce…

     

    Son olarak milli takımızla ilgili sormak istiyorum. Stefan Kuntz sizce milli takıma olan etkisini negatif veya pozitif olarak nasıl değerlendirirsiniz?
    – Stefan Kuntz’un gelişi Milli Takımımız için de kendisi için de önemli bir umut kaynağıydı bence. Euro 2020’de geçirdiğimiz o kabus gibi dönemin ardından takımımızın kendine gelmeye ihtiyacı vardı ve Kuntz’un da kariyerinde böyle büyük bir sorumluluk altına ilk kez girişi oluyordu. Şimdi aradan geçen zamana bakıyorum, son 1 senede Kuntz istenen neleri verebildi bize Türk Milli Takımının sahadaki oyunu anlamında diyorum, çok da tatmin edici bir yanıt alamıyorum. Evet Uluslar Ligi’nde bir üst lige yükseldik ama Uluslar Ligi zaten hiçbir zaman bir kriter olmamalı bizim için. Türk Milli Takımı tarihinin münferit olarak değerlendirdiğinizde belki de en kaliteli kadrolarından biri şu anda derlenebiliyorken, bu vasat ilerleyişi anlamakta güçlük çekiyorum. Yine de Federasyonumuz Kuntz’a güvenmiştir, onu bu takımın başına getirmiştir saygım sonsuz, ki Kuntz’dan her zaman iyi enerji alıyorum ve pozitifliğini beğeniyorum. Hem Milli Takımımızdan hem de Kuntz’dan çok daha fazlasını bekliyorum.

     

    RÖPORTAJ: KAAN İLHAN

    FOTOĞRAFLAR: RAMAZAN METİN

    YORUMLAR

    s

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    Mehmet Utku Kukul – Profesyonel futbolcular, profesyonel gibi yaşamıyor.