en iyi bahis siteleri

    İlk büyük dripling ustamız..

    Topu ayağına aldı mı, Fenerbahçe tribünlerin dolduran seyirciler heyecan içinde ayağa fırlardı “Ala… Alâ… Heeey!..” sesleri bir anda ortalığı çınlatırdı. Türk futbolunun tanıdığı ilk büyük, “Çalım üstadıydı” o. Nefis driplingleriyle rakip defansları şaşkına çevirirdi. Yalnız çalımla değil asist’de de mükemmeldi. Ayrıca her iki ayağı ile de isabetli şutları vardı. Kelimenin tam anlamıyla “Büyük bir futbolcuydu” Alaeddin Baydar. Büyüklüğünü eşsiz tevazuu ile daha da büyütmüştü yaşamı boyunca. Fenerbahçe’nin küçük takımlarından itibaren yan yana oynadıkları Zeki Rıza ile oluşturdukları ahenkli ikili Türk futbolunda daha 1920’li yılların başından itibaren “Kollektif futbolun en güzel örneklerini sunmuştu. O zamanki deyimiyle “Zeki-Ala kombinezonu” futbolumuzda bir efsane olmuştu adeta. Futbolun en güzel örnekleriydi bu kombinezon…

    1901 yılında İstanbul’da doğmuştu. Fenerbahçe kulübünün kurucularından ve ilk futbolcularından olan ağabeyi Nasuhi Esat (Baydar) Bey’in tavassutuyla Fenerbahçe’ye daha çocuk yaşında gelmişti. Elkatipzade Mustafa Bey’in hazırladığı küçük ve genç takımlarından yetişmişti.

    15 yaşındayken Fenerbahçe birinci takımına girmiş ve 1934 yılına kadar aralıksız 18 yıl Sarı-Lacivertli forma altında yer almıştı. Bu sürenin içinde Fenerbahçe 1. takımında 324 maç oynamış 362 gol atmıştı. Bu rakamlar onun aynı zamanda golcü bir futbolcu olduğunu da ifade eder. Ancak, ne var ki o gol atmaktan çok arkadaşlarına gol attırmaktan hoşlanan bir yaradılışa sahipti. Başarılı futbol yaşamında ilk milli maçımız da dahil olmak üzere 16 kez Ay-Yıldızlı formayı giymişti. Bir de gol kazandırmıştı Milli Takımımıza Adı Alaeddin’di ama arkadaşları ve bütün futbol dünyamız kendisini kısaca “Ala” diye tanımış ve yine o adla çağırmıştı. Fenerbahçe seyircisinin onun için çıkardığı ilk slogan da “Kıvır Alâ” olmuştu.

    Alâeddin Baydar 1934 yılında futbol yaşamını noktaladıktan sonra Fenerbahçe kulübünde idari görevler almıştı. Bu alanda da başarı göstermiş, kulübüne yararlı olmuştu. Kömür İşletmeleri Muhasebe Müdürlüğü’ndeki görevinin Ankara’ya naklinden sonra uzunca bir süre hem İstanbul’dan hem de Fenerbahçe’den uzakta kalmıştı mecburen, ancak bu zaman içinde de boş durmamış; başkentte “Ankara Fenerbahçeliler Cemiyeti’nin kurulmasında ve bu derneğin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Emekli olduktan sonra da İstanbul’a gelmiş ve yaşamının en güzel yıllarını geçirdiği Kadıköy’e yerleşmişti. Eşi Mediha Bayar da Fenerbahçe’nin ve Türk sporunun ilk bayan tenisçilerinden biriydi. Oğlu Ahmet Baydar da Fenerbahçe’ye yelken sporunda nice şampiyonluklar kazandırmış bir milli yelkenci…

    “İstanbul Beyefendisi” tipinin son örneklerinden biriydi Alâeddin Baydar. Sakin yaradılışta, az fakat öz konuşan biri olup pırıl pırıl zekasını ömrünün sonuna kadar korumasını da bilmişti. Son yıllarında görme hassasında bozukluk baş gösterdiğinden maçlara gidemez, hatta dışarı çıkamaz olmuştu. Eski arkadaşlarıyla buluşup konuşmak onun en büyük eğlencesiydi.

    1989 yılında kısa bir hastalıktan sonra hayata gözlerini yuman Alaeddin Baydar da Karacaahmet Kabristanında toprağa verildi.

    YORUMLAR

    s

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    AHMET SUAT ÖZYAZICI