en iyi bahis siteleri
    X

    ADAM MAÇA MI ÇIKACAK ?

    ADAM MAÇA MI ÇIKACAK ?

    GÜVENÇ KURTAR

     

     

     

    Güvenç Kurtar benim İstanbul Üniversitesi’nden arkadaşım. 1969’da Mersin’de yapılan Üniversitelerarası Spor Haftası’nda beraber aynı takımda oynadık. Ve o zaman iktisat fakültesindeydi sevgili kardeşim. Santrafor oynuyordu bizim üniversite takımında; mükemmeldi ve aynı başarıyı daha sonra Beşiktaş’ta devam ettirdi. O günlerden bugünlere kadar geldik. Mükemmel bir futbol hayatı, ardından çok başarılı bir teknik direktörlük kariyeri ve şimdilerde yorumcu kimliğiyle karşımızda…

    *BÜLENT ARSLAN*

     

     

     

     

      Sevgili Güvenç vakit ayırdığın için öncelikle teşekkür ederim. Kocaelispor’un başında 91-92 sezonunda 2. Ligden 1. Lige yükseliş, 1 ligde son haftalara kadar şampiyonluk yarışı ve 1. Lig 4.’lüğüyle isminiz Türkiye’nin önemli Teknik Direktörleri arasına girdi. Türkiye’de yorumları bu kadar ilgi gören başarılı bir isimken neden uzun zamandır sizi bir takımın başında görmüyoruz…Uzun zamandır takım çalıştırmıyorsunuz? Neden?

    Ben teşekkür ederim Bülent. 3-4 soru bir arada geldi. O zaman ilk önce Kocaelispor’dan başlayayım. Antrenörlük hayatımda 5 sene 3.lig antrenörlüğü yaptıktan sonra 2. Lige Kocaelispor’a geldim. Adnan Dinçer vardı o zaman takımın başında, şampiyonluğu kaçırmışlardı. Ben geldikten sonra 2-3 bölgeye takviye transferler yaptık. Geldiğimiz sene 23 puan farkla şampiyon olduk. Ancak şunu da söyleyeyim Hocanın da bu takım üzerinde hakkı vardır. Ve biz tarihte var mı bilmiyorum, hafalar önce 1. ligi garantiledik. Orada ben dedim ki “Biz 1. Lig’de de şampiyon olacağız. Şampiyonluğa oynamayacağız, olacağız”. Tabii herkes güldü bize. Neyse sezon başladı, biz ilk yarıyı lider bitirdik. Türkiye’nin tarihinde alt ligden gelip ilk yarıyı lider bitiren ikinci bir takım yok. Aynı sene UEFA’ya katılan yine bir takım yok.

    Son haftalara kadar iddialıydık. Şöyle söyleyeyim rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümüyle maçlar ertelenmesiydi belki biz şampiyonduk. Bu arada benim en iyi futbolcularım sakatlandı hastalandı. Ergün Kula mesela oynamadı. Saffet, Mirko Mirkovic yoktu yani netice eksik kadro ile çıktık. Fenerbahçe’ye yenildik, şampiyonluktan olduk ama şöyle söyleyeyim o sezon bizim zaten iki tane deplasman mağlubiyetimiz var. Bu iki takıma yenildik Fenerbahçe ve Beşiktaş.

    Ama sana şöyle söyleyeyim. O zaman doping kontrolü yok dopinge yenildik aslında. Şimdi diyecekler ki Fenerbahçeliler,Beşiktaşlılar hocam nerden biliyorsun? İsim vermeyeceğim Fenerbahçeli futbolcu anlattı “O gün bizi Real Madrid yenemezdi, Barcelona yenemezdi” dedi. “Bir sağ kalçamıza vurduk dopingi bir sol kalçamıza”dedi. Beşiktaş’ta da bizde Mama derler. Dopinge Mamacı lakaplı birisi vardı Almanya’dan “7 kişiye verdim’ dedi. Yani biz şampiyonluğu dopinge verdik.

     

    •  “Kocaeli şampiyon oluyormuş 3 büyükler ne yapıyorsunuz ?”

    Şimdi tabii ondan sonra antrenörlük hayatımda kendime çok güvendiğim için mesela küme düşmeyi garantilemiş takımlara gittim antrenörlük yaptım. Bende de biraz hata var. Eee millette bekliyormuş yani ben onlara çanak tuttum tamam mı başarısız olsun da bizde yazalım çizelim falan filan. Kıskançlık da var, kesinlikle yüzde yüz yani bazıları hazmedemediler.
    Şöyle söyleyeyim mesela biz şampiyonluğa oynuyoruz. 8-9 maç vardı Antep’i yendik geldik. Hıncal Uluç hocamız şu an da rahatsız geçmiş olsun diyelim ona da. “Kocaeli şampiyon oluyormuş 3 büyükler ne yapıyorsunuz” diye yazı yazdı. Ya öyle bir şey olabilir mi? ya düşünebiliyor musun ya başka şeyler de vardır onun içinde daha anlatamayacağım şeyler var yani.
    Yüzde yüz şampiyonluktan edildik o sene biz. Mesela bana sonradan büyük takımlardan bir tanesinin yöneticisi anlattı. Bazı şeyleri bizim takımın içinden birilerine böyle ayartmalar şunlar bunlar, sahamızın kapanmaları, hakemler falan neticede şampiyonluğu kaybettik.

    Tabii bundan sonra benim antrenörlük hayatım 98’e kadar pek başarılı geçmedi. Çünkü gittiğim takımlar ama 98 de tekrar Kocaelispor’a geldim. Geldiğim sezon 5. olduk, gayet iyi gidiyorduk.

     

    • Bana kırmızı kart gösterdiler

    Sevgili Kurtar böylesine bilgi ve birikime sahip bir hocasın ama seni artık yalnızca yorumcu olarak izliyoruz?

    Şu anda neden çalışmıyorum? Çünkü bana kırmızı kart gösterdiler. Şu anda kırmızı kartlıyım. Dönem dönem mani oldular federasyondan birileri, başka eski başkanlardan bir tanesi.
    Görev vermiyorlar Bülent. Aslında tam tecrübeli tam böyle ders verecek bir durumum var donanımlıyım, bilgiliyim, kültürlüyüm. Şu anda benim yaptıklarımı 15 sene sonra yapamayacak antrenörler var.
    Mesela Fransa Milli Takımı duran toplardan gol yiyor yanlış duruyorlar. Bu takım Dünya şampiyonu, Avrupa şampiyonu. Ben bu hataları oralarda anlatsam beni televizyondan indirmezler.
    Guardiola’nın futbolcusunun yaptığı hataları ben olsam yaptırmazdım. Messi’nin Boateng’e attığı çalım mesela. Çalımı yiyor ve yere düşüyor. Ben onu Guardiola’ya anlatsam bana teşekkür ederler.
    Şimdi bir moda çıktı pres yapıyorlar, hemen hücum pres. Ama öbürleri de affedersin salak yani illa altı pastan başlayacak oyuna. Başlama yani, adam presten topu kapıyor 4-5 tane gol yiyorsun. Bir moda herkes onu yapmaya çalışıyor.
    Bana yapsın mesela o baskıyı, ben çok rahat geçerim. 50 metre gönder topu, rakibi 5-4 yakala. Real Madrid de baskı yedi geçen sene Şampiyonlar Ligi finalinde aynı baskıyı yedi ama bu taktiği yapmadı rakibe de yaptırmadı.
    Takımlarımız duran toplardan gol yiyor mesela, zaten daha 30-40 sene daha yeriz golü. Çünkü pozisyon almayı bilmiyoruz, bu neye benziyor biliyor musun?
    Şimdi bilardo oynuyorsun, günde 4 saat uyuyorsun 20 saat de topun ortasına vuruyorsun bir ilerleme kaydedebilir misin? Yok. Falso vermedin, kenarına vurmadın. Sen pozisyon almayı bilmeden öyle çalışırsan aynı topun ortasına vurmuş gibi olursun 20 saat günde çalış,10 yıl çalış bir ilerleme kaydedemezsin. Yani bizim çok öğreteceğimiz şeyler var futbolculara duruşları, çalımları.
    En son milli takımın sol beki Eren Elmalı bir çalım yedi, gol oldu sonra. Sol bek ya öyle şey olur mu ya orda çalım yenir mi durmasını bilmiyor ona öğreteceksin. Hocaları öğretecekti hangi hocalar ile çalıştılarsa kusura bakmasınlar yani şimdiki hocası da dahil. Nasıl duracağını öğretmezsen olmuyor işte yani yalan yanlış işler var. Türkiye’de biz de kenarda oturuyoruz.

     

    • Antrenörlerin çok eksiklikleri var

    *Senin de çok iyi bileceğin benim de bir türlü bu günkü futbolda anlam veremediğim şeyler var. Defans arkasına atılan toplar. Ziya Şengül, sonra Oğuz Çetin sonra Alex. Fenerbahçe için konuşuyorum. Topa vurduklarında hiç biri dümdüz vurmazlardı. Biraz önce bahsettiğin topuğu dış vurarak kaleye yaklaşırken uzaklaşan top vardır bilirsin. Ziya bunu çok güzel yapardı, Oğuz çok güzel yapardı. Yaşamışsındır sen bunları.

    Zaten o tür futbolcular pek kalmadı. Bunların içine Sergen’i koy, Yusuf abiyi (Yusuf Tunaoğlu) koy hatta Sanlı abiyi (Sanlı Sarıalioğlu) koy. Çok klas adamlar vardı şimdi hatırlayamıyorum yani Tugay’ı koy onlar bu tür topları atarlardı. Enteresan olan ne biliyor musun onlar bu topları atarken stoperlerin duruşu. Şimdi bizde bir adet oldu 4 gol yiyorsun çizgi oynuyorsun, santrafor aralarında. Santrafor aradan gidiyor golü atıyor. Bir oyun var ortada kuyu var yandan geç diye şimdi yanda kuyu var ortadan geçiyor santrafor. Adamı bırakıyorlar, stoperin bir tanesi santraforun arkasına duruyor öbürü de kademesine doğru 3-4 metre.
    Zaten öyle top atamazlar neresine atacaklar adam atmaz. Mesela geçen gün Galatasaraylı Barış İstanbulspor’a özel maçta gol attı. Çocuk iki stoperin arasından nasıl attı yani hayret ediyorum nasıl öyle atıyorsun kardeşim bize de diyorlar ki dörtlü oyna, çizgi oyna.
    Kornerde mesela Norveç’ten gol yedik. İki kişi pas yapıyor, bizde bir kişi var Ozan Tufan gelene kadar rakip ortaladı gol yedik. Kuntz bıraksın antrenörlüğü , sen de burada iki kişi olacaksın. Böyle şey olur mu 3. Ligde ki antrenörler bunu yapar. Yani çok eksiklikleri var antrenörlerin.

     

    • Genç, aç, dinamik antrenör falan sözlerini bırakın

    Şimdi röportaj öncesi bir mevzu oldu da “Beğendiğin antrenör var mı?” dedin.
    “Kendimden başka beğenmiyorum” dedim. Ben megaloman falan da değilim yani tabii ki beğendiğimiz arkadaşlarımız da var ama hepimizin de bir hatası var. Şöyle bir şey var antrenörlükte yenilenmiyorum diye bir şey yok. Yenileneceksin kendi kafanda ki düşünce ile yenileneceksin.
    Genç, aç, dinamik antrenör falan sözlerini bırakın, bu hikaye. Burada kafası çalışan antrenör olacak, sen genç dinamik arıyorsun. Adam maça mı çıkacak. Ne demek genç dinamik antrenör. Burada kafası çalışan, taktik idmanları anlayan “Ben bunu nasıl çözerim, nasıl yaparım”
    diyen antrenör bulacaksın. Oyunun içinde oyunun akışını görecek. Müdahaleleri görecek.
    Geçen sene Galatasaray’a Domenec Torrent geldi. Fenerbahçe maçında Samuel sağdan gidiyor 1-2-3-4-5… Zaten bir de gol attırdı, Torent seyrediyor bunu ya. Ya arkadaş ben anlamadım nereye bakıyorsun sen, oraya bir önlem alsana. Adam bunu veremiyor, böyle bir fıkra var onu da anlatayım.
    Temel vampirlik yarışmasına giriyor. Her ülkeden var birileri. Kronometreye basıyorlar yarım saat sonra geliyor ağzı burnu kan içerisinde. Anlatmaya başlıyorlar Hindistanlı “Ben 10 koyun kanı içtim”, Fransız geliyor ağzı burnu kan içinde “15 inek kanı içtim” diyor. Diğerleri gidiyor geliyor anlatıyorlar. Sıra temele geliyor 10 saniye sonra geliyor ağzı burnu kan içinde. “Anlat” diyorlar “Ne oldu?” Temel “Şu direği görüyor musunuz?” diyor. “İşte ben göremedim çarptım” diyor.

    Şimdi neye geleceğim ya günümüz futbolunda herif 20 defa önünden gidiyor bir görün arkadaşlar. Temel direği göremedi sen de Samuel’i göremedin. Antrenörler görecek. Ortadan kim savunma yapıyor, kimin hatası var, arkaya top mu atarsın, ikiye birle mi gidersin. Bir analiz edeceksin yani oyun içine müdahaleler yapacaksın.

     

     Yüzde yüz haklısın bu konularda bir kere bir çoğunun B planı yok?

    B planın olacak C planın olacak. Şeye de karşıyım alıyorlar basket takımlarında ellerine tabelayı gösteriyorlar ya futbolda öyle bir şey olmaz. Sen antrenmanda çalıştırtırsın maçta oyuna girecek adam ne yapacağını bilir. İçerde bağırıyor şimdi o seste duyuramazsın onu. Hareketler yapıyorlar falan, hepsinin gözü sende olacak değil ki futbolcuların zaten antrenmanda yapacaksın oyuncu oyuna girerken ne yapacağını bilecek. Fark etmediği zaman işaret yaparsın elinle yan yana dur, bas gibi. 50 bin kişi bağırıyor Fenerbahçe Stadı’nda nasıl duysun. Bunları taktik idmanı yaparken futbolculara öğreteceksin, hatası varsa onu göstereceksin veya kağıt yazıp vereceksin başka türlü bağırmakla mümkün değil. Keşke 15-20 dakika da bir time out olsa da taktik verebilsen.

     

     Eline kağıt veriyordu ya Vitor Pereira hatırlarsan…

    Belli işaretler vardır onlar da 2-3 tane yani fazla değil, neyi anlatacaksın onlarla sen futbolcuna, sahaya çıkmış adam maçtan evvel bizde Kaleporoviç gelirdi toprağı bol olsun 45dk-1saat rakip takımı anlatırdı. Biz derdik ki “Oynayacak mıyız oynamayacak mıyız? bize takımı bir açıkla” Dinlemezdik yani maç günü taktik mi olur sen onu maçta değil antrenmanlarda yaptıracaksın…

     

    Sen son olarak Gümüşhanesporu çalıştırdın.

    Bana teklif geldiğinde takım 2. sırada. “Bunun hocası nasıl bırakır bunu ya böyle iyi bir takım şampiyon olacak nerdeyse” dedim ve teklifi kabul ettim. Bir gittim, o zaman da 3 günde bir maç var hayatımda benim tecrübelerimin yetmediği bir takıma gittiğimi anladım. Nasıl biliyor musun? Benden önce iki hoca futbolcuların yüzünden ayrılmış. Yani iki tane futbolcu grubu var ve hocayı onlar getiriyor. Bu getiren grupta 8 kişi var 8’i de oynaması lazım biri oynamadığı zaman isyan ediyorlar oynamıyorlar.

     

    • Hayatımda ilk defa bilgilerimin donanımlarımın yetmediği bir takıma gittim!

    Şimdi öyle bir şey olmuş ki yer yok 2-3 tane sağ bek var. Kendi gruplarından birini hoca sağ beke koymuş, “Ya hocam 3 tane sağ bek var iki tane yeni aldırdın bir tane kaptanımız var.” demişler. Hoca da “Siz çok biliyorsunuz” demiş ayrılmış.
    Ben geldiğim zaman; öbür grup ayrıldı diye kavga ediyorlar. Neticede yani antrenman, taktik hiçbir şey düşünmüyorlar. İki grup birbirlerine girmiş kadro dışı bırakıyorsun öbürlerini de bırakıyorlar yine anlamıyorlar. Böyle bir takıma gittim yine de iyi şeyler yaptım orda ama yine de bırakmak mecburiyetinde kaldım. Hayatımda ilk defa bilgilerimin donanımlarımın yetmediği bir takıma gittim.

     

    Milli takım önce Luxemburg’la berabere kaldı ardından dünya sıralamasında 125. Sıradaki Faroe Adaları’na yenildi. Sorun hocada mı, federasyonda mı ?

    Milli takım ile de ilgili şimdi Kuntz acemi bir antrenör. 45-46 yaşında, milli takımlara bir kere o gömlek bol gelir. Yaptığı hatalar şimdi ne yaptı son maçlarda.

    Sen şimdi bir maça çıkıyorsun sol açıkta Berkan’ı oynatıyorsun. Ferdi’yi orta saha oynatıyorsun neymiş çok eskiden oynamışmış. Diğer maç; Ferdi orta saha yine bir 8 numara koyuyorsun, o kola tekrar başka bir 8 numara koyuyorsun. Berkan ile Ferdiyi koyuyorsun ya öyle bir şey olmaz.
    Bir antrenörün eksikliği takımda şöyle hissedilir. Bu takımla nasıl savunma yapacaksın sen öyle orta saha ile çıkarsan savunman yok demektir. Sen o zaman bazı şeyleri değiştirmek mecburiyetindesin. Stoperi yoktu belki eksikti bilmem neydi falan filan yani onun da bahanesi olabilir ama yalan-yanlış işler yaptı.
    Baktığımız zaman bu felsefe ile ilerisi için de ümit yok. Ben olsam orada sportif direktör, o takımı orda öyle çıkarttırmam ona. Müsaade etmem “Çıkamazsın” derim 80 milyon insan var bu takımın peşinde. Dalga mı geçiyorsun sen bu orta sahayla, bu kadroyla çıkılır mı?

     

    Milli takımı Türk bir hoca çalıştırmalı düşüncesinde misiniz?

    • Ekip kur arkaya yaslan, bak nasıl başarılı oluyorsun.

    Türk hoca çalıştırsa Türkiye’yi tanıyor biliyor. Bize vermezler hayal konuşmayalım ama sportif direktör olarak getirseler yanıma Giray (Bulak) hocayı alayım, Yılmaz Vural) Hoca, Samet hocayı (Aybaba) alayım.
    Şimdi bize hemen şöyle yaparlar; medya “Bunlar birbirlerini yer” manşetlerini atar. Sen bize milli takımı versen biz salak mıyız bindiğimiz dalı mı keseceğiz. Versen bir oturur konuşuruz fikir alışverişi yaparız. Doğruyu buluruz.

    Şimdi bizde herkes her şeyi biliyor futbolda. Sokrates ne diyor Bülentcim, “Tek bildiğim şey hiçbir şey bilmediğimdir.” O kadar güzel bir laf ki adam müthiş bir şey söylüyor arkadaş herkesin bir eksiği var, birbirini destekleyeceksin. İlla şart mı kardeşim sen bir tane adamla çıkıyorsun. Bir ekip kur arkaya yaslan bak nasıl başarılı oluyorsun.

     

    Sekiz yabancı sınırlaması ile sahada artık 3 Türk isim bulunuyor gençlerin önü kapanıyor mu? Yoksa tam tersi yurtdışına daha erken yaşta açılma fırsatı mı doğdu?

    Türkiye’de 3 futbolcu oynamasıyla Türk futbol gelişmez. Amerikalı yazar Malcolm Gladwell’in “Çizginin Dışındakiler- Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olurlar” diye bir kitabı var. Okumanı tavsiye ederim. Orada ‘10 bin saat kuralı’ var. Kısaca; bir konuda uzmanlaşmak için en az 10 bin saat üzerinde çalışılması gerekir, tecrübe yani ne kadar çok pratik yaparsan o kadar başarılı olursun.

     

    • Sen yap halkına 50 maç organizasyonu saha mı yok çamurda oynasınlar.

    Nerden yetişir futbolcu. Amatör küme, Bal ligi, 2.lig, 3.Lig. Bal liginde oynatıyorsun senede 16 maç. Geçen sene için söylüyorum rezillik yani ne diye oynatıyorsun kardeşim bir de 5-6 milyon harcıyorlar o para da uçuyor gidiyor. 3. Ligi 18 takıma indiriyorlar, 2. Ligi 18 takıma indiriyorlar 1. Ligi 18 takıma indiriyorlar. Hatta Süper Ligi, niye biliyor musun yukarıdakiler daha çok para alsınlar diye.

    İngiltere’de 24 takım var 46 maç oynuyorlar kupayla 50 maç. Sen 50 maç organizasyonu yapmazsan futbolcu aşağıdan yetişmez. 50 tane maç oynayacaksın Bal ligi, 2.lig,3. Lig. Bal ligi ile birleştir. 3.lige zaten ne kadar para harcıyor sponsorlar? Batmansporun Edirne’de ne işi var böyle bir şey yok yani siyasi de değil ne için yapıldığını anlayamıyorum. Herhâlde başkanlar gezmeye geliyor. Sen yap halkına 50 maç organizasyonu saha mı yok çamurda oynasınlar.

     

    • 5 tane adam değiştiriyorsun, haftada 2 tane maç oynamıyor

    Saha yok falan bunların hepsi hikaye. Biz Kocaeli ile şampiyonluğa oynarken yoktu kardeşim tesis mesis toprak sahada antrenman yapıyorduk. Gidip askeriyenin sahasında fabrikaların sahalarında anternman yapıyorduk. Haftanın 1 günü 2 günü duruma göre tesiste yoktu hiçbir şeyimiz yoktu. Yani bana demesinler arkadaş tesis yok o yok bu yok bahanelerimiz çok. Haftada 2 maç oynamayan futbolcu gitsin
    simit satsın.

    5 tane adam değiştiriyorsun, haftada 2 tane maç oynamıyor. İngiltere, İspanya’da senenin sonuna kadar final oynuyorlar. Şampiyonlar Ligi’nde 38 maç oynuyorlar Sen neden oynamıyorsun; “Onlar alışkın” diyor. Ne demek alışkanlık, ben de top oynadım. Ben genç takımdayken günde 2 maç oynuyordum. Burada haftada 2 maç oynuyorlar.

    Bizim medyada yazıyor “Yorgunluk var” Yorgunluk nedir biliyor musun Avrupa deplasmanında oynanan maçlardan sonra maç 1’de bitiyor 2-2.5’ta havaalanına, sabahın 4’ünde 5’inde evine geliyorsun. Türkiye’de ne işin var, ne var sabahın köründe altın mı bulacaksın? Yat orda dinlen uykunu al. Öğleden sonra gel programı yapan sensin onlarda yorgun olma gibi bir şey yok bunu söyleyenler zır cahil.
    Şimdi diyor ki “Alışmamız lazım” neye alışacaksın; aynı idmanı yapıyorsun aynı yemekleri, vitaminleri alıyorsun, sahalarımız şahane, imkanlar öyle. Biz oynadığımız zamanlarda çiviler batardı ayağımıza, ayakkabı çıkardı toprak sahalarda insanın ayağından.

    Sonuçta; Türk futbolunu kalkındırmamız için maç sayılarını artırmamız lazım.

     Sahada 3 Türk oynatma zorunluluğunda Türk takımlarımız özellikle kalecilerde bu tercihini kullanıyor. Milli kalecilerimizi nasıl buluyorsunuz?

    Milli kalecileri maalesef bu sıralar formsuz kusura bakmasınlar hem de çok formsuzlar. Şu an isim vermeyeceğim ama biran önce toparlanmaları gerek. Mert Günok tam form tutmuştu sakatlandı, tabii psikolojik olarak bozuldu. Utku Yuvakuran vardı mesela o da kayboldu. Ersin’den mesela bir tık daha iyiydi. Onu da kaybettiler. Öbür kalecilerimiz de fena değildi ; 3-5 kaleci daha vardı umut veren. Ama maalesef şimdi onlar da herhâlde arkalarında yedek falan yok diye tam anlamıyla konsantre olamıyorlar.

     

     

     

     

    • Ben Fenerbahçe şampiyon olsun istiyorum.

     

      Fenerbahçe Jorge Jesus’la farklı bir görüntüye kavuştu, hocayı nasıl buluyorsunuz?

    Şimdi Allah’ı var, Jesus çok ufku geniş bir hoca. İyi şeyler yapıyor adam, çok artıları var. Çok iyi transferler yaptırdı, oyunu okuması, değişiklikleri, takımı diri tutması hep artı değer. Fenerbahçe medyası hocayı çok tutuyor. Yani şöyle diyorlar ki “Fenerbahçe yağmasa da gürlüyor, şöyle akınakın gidiyor”
    Ama bazı şeylerde de Jesus yanlış yaptı. Mesela ilk maçta Dinamo Kiev’e elenmesi Ümraniyespor’la 3-3 berabere kalması. Konya’ya yenilirken ne oldu. Şimdi diyor ki “Çok baskılı oynuyoruz” oynayacaksın tabii, kadroya bir bak.   Öbür takımlar falan gücenebilir ama bu sene ben Fenerbahçe şampiyon olsun istiyorum. Neden biliyor musun? Ali Koç’un buraya bu kadar verdiği maddi manevi katkılardan dolayı istiyorum.

     

    Siz olsaydınız Arda Güler’i veya o yaştaki bir ismi direkt oynatır mıydınız?

    Fiziği hazır değil diyorlar, bana kimse masal anlatmasın. Geçen sene gördük Arda çıkıp takır takır oynuyordu. Neymiş topsuz alanları bilmiyormuş, Messi de bilmiyor. Herkesin bir görevi var takım da bir adamı taşır. Alex, Sneijder, Hagi takımlarında bu şekilde oynamadılar mı? Yanlış yapıyor Arda’ya. Çocuğu da soğutur. ayrıca elinde iki tane koşan harika adamlar var; İsmail ve Crespo. Onlar Arda’yı rahatlatan isimler olur…

     

     Dünya Kupası yaklaşıyor. Katar’da bu turnuvanın oynanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Olsun olsun, iyi değerlendiriyorum. Katar’a organizasyon verilirken; iklimi belliydi. Orada ki insanlar içinde bir değişiklik olsun. Kupa hep aynı yerlerde oynandı, bazı ülkelerde ikişer defa oynandı. Katar’da enteresan bir yer… Bana göre hiçbir sıkıntı yok iyi de oldu yarın öbür gün Dubai’de de olsun yani Çin’de olsun Çin’de olmadı orda olsun.Türkiye hariç Avrupa’nın her yerinde oldu. Türkiye olarak zaten hazırız; inşallah artık sıra bize de gelir.

     

     Avrupa’da ve dünyanın elit liglerinde sezonun ortası.

    Kasım’da oyananmasının da bana göre olumsuz bir yanı yok. Kimse bahane bulmasın, yok liglere ara verildi, yok hızımız kesildi. Zaten bunları biliyoruz bahaneler hep hazırdır.

    Sevgili Güvenç, bu keyifli sohbet ve açıksözlülükle verdiğin cevaplar için çok teşekkür ederim. İlk sayımızda seni ağırlamak bizi çok mutlu etti.

    Ben teşekkür ederim. Umarım derginize uğurlu gelirim. Sana ve tüm dergi çalışanlarına başarılar dilerim.

     

     

     

     

     

     

     

    YORUMLAR

    s

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    Aboubakar, Galatasaray’a ilk golünü atmak istiyor